2021 Nobel Edebiyat Ödülü Abdulrazak Gurnah’ın

2021 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi belli oldu. İsveç Akademisi, 2021 Nobel Edebiyat Ödülü'nü romancı Abdulrazak Gurnah'ın kazandığını açıkladı. Gurnah’ın Türkçede yayınlanmış 5 kitabı bulunuyor.

KRONOS 07 Ekim 2021 KÜLTÜR

Merakla beklenen 2021 Nobel Edebiyat Ödülü nihayet açıklandı. Ödül, Birleşik Krallık’ta yaşayan Tanzanya kökenli romancı Abdulrazak Gurnah’a gitti.

Jüri, Gurnah’ı “kıtalar ve kültürler arasında kalan göçmenlerin kaderi ve sömürgeciliğin etkilerini tavizsiz bir şekilde empati kurarak aktarmasından” dolayı ödüle layık gördüğünü açıkladı.

1940 yılında Doğu Afrika açıklarındaki Zanzibar adasında doğan Gurnah, ilköğrenimini İngiliz okullarında tamamladı. Çocukluğunda gittiği Kuran kursunda Arapça öğrendi. Gençliğinde Zanzibar Ayaklanması’na (1964) ve sonrasında kurulan sosyalist rejimin çalkantılı yıllarına tanıklık etti. 1968’de İngiltere’ye gitti. Yükseköğrenimin Kent Üniversitesi’nde tamamladı. Doktora tezinde (1982) kolonyal söylemin Doğu Afrika, Karayip ve Hindistan edebiyatındaki izdüşümlerini analiz etti. Postkolonyal edebiyat alanında uzmanlaştı. 1982’de doktora derecesini aldığı Kent Üniversitesi’ne geçti . Şu anda orada İngilizce Bölümü’nde Profesör ve Lisansüstü Eğitim Direktörüdür. Başlıca akademik ilgi alanı, sömürgecilik sonrası yazı ve özellikle Afrika, Karayipler ve Hindistan ile ilgili oldukları için sömürgecilikle ilgili söylemlerdir.

TÜRKÇEDE BEŞ KİTABI VAR

Türkçede Gurnah’ın İletişim Yayınları tarafından basılmış beş romanı bulunuyor. Bu kitaplar şöyle: Son Hediye, Kumdan Yürek, Sessizliğe Hayranlık, Deniz Kenarında ve Terkediş.

İletişim Yayınları’ndaki tanıtım metinlerine göre Gurnah’ın Türkçedeki beş kitabı şöyle:

SON HEDİYE

Son Hediye, etnik kimlik, köken ve aile temaları etrafında dokunmuş bir kültürel sentezin romanı. İngiltere’de yaşayan bir Afrikalı göçmen olan Abbas, yakalandığı hastalığın ardından geçmişini sorgulamaya başlar. Abbas’ı bir hikâye anlatıcısına dönüştüren hastalık süreci, yıllardır eşi Meryem ve çocuklarından sakladığı büyük sırrını da ortaya çıkartır. Abbas’ın sınırları aşındıran hikâyesi etnik kimlik ve köken, gerçek ve kurmaca gibi ayrımların kayganlığını ortaya koyarken yüzleşilmemiş hatıraların, dilsiz kalmış hikâyelerin insan zihninde yarattığı kalıcı etkileri de sergiler. Son Hediye, cesur bir hikâye anlatıcısı olmanın insanın yakınlarına verebileceği en büyük hediye olduğunu gösteren çarpıcı bir yüzleşme anlatısı.

KUMDAN YÜREK

Kumdan Yürek, 1960’ların Zanzibarı’ndan 1990’ların Londrası’na uzanan yürek parçalayıcı bir sürgün, göç ve ihanet hikâyesi. Anne-babasının geleneksel Zanzibar toplumunda ayrı olmalarına anlam veremeyen Salim, sır ve kâbus dolu bu dünyadan amcası Amir’in yardımıyla uzaklaşıp Londra’ya yerleşir. Ama Londra, umduğu gibi bir cennet olmaktan çok uzaktır. İngiltere’de yaşadıgı acı tecrübelerle olgunlaşan Salim bir yandan da ailesinin büyük ve karanlık sırrını merak etmeyi sürdürür. Zanzibar’ı ziyaretinde babasının ona açıkladığı aile sırrı Salim’i derin bir kedere sürükler.
Kumdan Yürek, Shakespeareyen bir sırrın etrafında örülmüş unutulmaz bir roman.

SESSİZLİĞE HAYRANLIK

Sessizliğe Hayranlık, etnisite, ırk, cinsiyet ve ulus meselelerini çok katmanlı bir anlatıyla ele alan bir başyapıt. Sessizliğe Hayranlık’ın sessiz ve isimsiz anlatıcısı, üniversite öğrenimi için geldiği İngiltere’de yerleşip aile kurmasına karşın yıllardır aidiyet sorunu yaşamaktadır. Bu sorunu anavatanı Zanzibar’a dönerek çözmeyi deneyen “sessiz anlatıcı”, anavatanında karşılaştığı ruhsal ve manevi engellerle birlikte sorunun mekânla veya coğrafyayla sınırlı olmadığını anlayacaktır. Kuşaktan kuşağa devrolan bir kimlik ve aidiyet sorununu sınırları ve milliyetleri kateden bir anlatı içinde sunan Sessizliğe Hayranlık insanlığın evrensel ütopyasına yönelik bir umut kıvılcımı.

TERKEDİŞ

Terkediş, modern dünya edebiyatında sömürgecilik sonrası dönemde yazılmış en parlak romanlardan biri. Terkediş, kolonyalizmin bireysel ve siyasal düzlemdeki sonuçlarını üç neslin birbirine örülmüş hikâyeleri üzerinden anlatan bir insanlık epiği. Gurnah, Terkediş’te uygarlığın eşiğinde ufalanan bir ülkeyi, ülkeden göçenlerin yakasını bırakmayan suçluluk duygusunu, yurtsuzluğu, kalanların üzerine çöken karanlığı, din ve geleneğin şaşmaz bir süreklilikle muhafaza ettiği değerleri ve yok ettiği aşkları anlatmakta. 1899’da çölde yolunu kaybeden ve yaralı halde Doğu Afrika sahilindeki bir şehre varan İngiliz seyyah Martin Pearce, bölge esnafından Hasanali’nin ve güzeller güzeli kardeşi Rehana’nın yardımıyla hayata döner. Pearce ile Rehana’nın hikâyesini üç kuşağın ortak yazgısına bağlayan Gurnah, nesnel ve sahici anlatısı ile etnik-ulusal kimliklerin ötesinde bir kimliğin mümkün olduğu yeni bir edebiyatın ve dünyanın habercisi.

DENİZ KENARINDA

Deniz Kenarında göç deneyiminin yol açtığı kimlik karmaşası, aidiyet sorunu ve kültürel etkileşim üzerine sarsıcı bir roman. Ülkesinden sahte bir pasaportla kaçıp İngiltere’ye sığınma talebinde bulunan Salih Ömer’in eski hayatıyla yeni hayatı arasındaki eşikte bir pasaport memuru durmaktadır. Bir mülteci olarak ayak bastığı yeni ülkede İngilizce bildiğini saklayarak görünmez olmayı seçen ve bir tür pasif direniş sergileyen Salih Ömer zamanla hikâyesini çevresindeki insanlara anlatmayı öğrenir. İngiltere’de tanıştığı Latif’le ilişkisi ise onu kendi geçmişiyle yüzleşmeye götürür. Aşk, ihanet, mültecilik ve yabancılık deneyimlerinin sömürgecilik çağındaki anlamlarına dair sarsıcı bir anlatı sunan Deniz Kenarında, Abdulrazak Gurnah’ın unutulmaz yapıtlarından biri.