Adalet Bakanı’na: Yusuf Bilge Tunç’un kaçırılmasıyla ilgili soruşturma var mı?

6 Ağustos 2019’dan beri kayıp olan eski Savunma Bakanlığı çalışanı Yusuf Bilge Tunç bu kez Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e soruldu.

KRONOS 06 Ekim 2021 GÜNDEM

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Mustafa Yeneroğlu, 2016 yılında KHK ile ihraç edilen ve 2019 yılında Ankara’da zorla kaybedilen Yusuf Bilge Tunç’un durumunu cevaplaması istemiyle Adalet Bakanı’na soru önergesi verdi. Yeneroğlu,“Zorla kaybedildiği iddia edilen Yusuf Bilge Tunç’un kayıp şahıs dosyası ile FETÖ/PDY üyeliğinden şüpheli olduğu dosya birleştirildi mi?” diye sordu.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nda Mali Hizmetler Uzmanı olarak görev yaparken 29 Ekim 2016 tarihli KHK ile görevinden ihraç edilen Yusuf Bilge Tunç, 6 Ağustos 2019 tarihinde GİMAT’ta kaçırılmış, o tarihten beri de kendisinden haber alınamamıştı.

‘AİLEYE TUNÇ’UN ADLİ KAYDI VE YAKALAMA KARARI OLMADIĞI SÖYLENMİŞ’

Yeneroğlu, önergesinde, “Yusuf Bilge Tunç hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılmış olan FETÖ/PDY üyeliği ve KPSS sorularının sızdırılması ile ilgili iki ayrı soruşturma olduğu ve hakkında gözaltı kararı olduğu iddia edilmekteyken kaçırıldıktan sonra ailesinin Emniyet Müdürlüğü’ne yaptığı başvuruda aileye söz konusu şahıs hakkında yakalama kararı bulunmadığı söylenmiştir. Sonrasında ise eşi Nuray Tunç tarafından 12 Ağustos 2019 ve 8 Eylül 2019 tarihlerinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan kayıp şahıs konulu başvurular ile Yusuf Bilge Tunç’un şüpheli olduğu soruşturma dosyalarının birleştirildiği iddia edilmektedir” ifadelerine yer verdi.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

dSoylu’ya soruldu: 2019 Ağustos’tan beri kayıp, Yusuf Bilge Tunç nerede?

dBüyükada’da TÜGVA tahliye ediliyor: Çevik kuvvet, binaya giriş-çıkışı yasakladı

 

Yeneroğlu şöyle devam etti: “Son yıllarda siyah transporter marka araçlarla hareket eden bazı kişilerin özellikle FETÖ şüphelilerini zorla kaybettiği (kaçırdığı) yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır. Bu kaçırılan kişilerden bazılarının daha sonra çeşitli emniyet müdürlüklerinde tekrar ‘bulunmaları’ ve kendi haklarında artık gündem oluşturulmamasını talep ederek suskunluğa bürünmeleri iddiaların gerçekliğine dair fikir vermektedir. Savcılıkların ise suç teşkil eden bu eylemleri etkin bir şekilde soruşturması hukuken bir zorunluluktur.”