Ayşe Özdoğan kimdir, neyle suçlanıyor, ‘orada yaşayamam’ dediği cezaevine neden konuldu?

İnfaz erteleme talebi kabul edilmeyen kanser hastası Ayşe Özdoğan kesinleşmiş 9 yıl 4 aylık hapis cezası için cezaevine konuldu. İktidara yakın medya hariç neredeyse toplumun tüm kesimlerinin adalet istediği Özdoğan kimdir, neyle suçlanıyor, geride kalan oğlu ne yapıyor?

YAVUZ GENÇ 07 Ekim 2021 PORTRE

Aylardır sosyal medyada yayınladığı video ve mesajlarla sesini duyurmaya çalışan kanser hastası Ayşe Özdoğan, geçtiğimiz 2 Ekim’de infaz erteleme talebinin reddedilmesiyle tutuklanarak cezaevine konuldu. Özdoğan, tutuklandığından beri her gün hastaneye götürülüyor. Ablası Emine Erdem ve avukatının verdiği bilgilere göre; Özdoğan cezaevi revirinde kalıyor. Çok soğuk olduğu için battaniye ve çarşaf sarınan Özdoğan, baharatlı olduğu için yemekleri de yiyemiyor. Soğuk olduğu için yüzü şişen, yaraları da kanayan Özdoğan’ın infazının ertelenerek tahliye edilmesi için toplumun birçok farklı kesiminden çağrılar geliyor.

Peki, Ayşe Özdoğan kimdir, neyle suçlanıyor? Annesi, babası ve 8 yaşındaki oğlu da hasta olan Ayşe Özdoğan neden tutuklandı? Ayşe Özdoğan, hangi AKP destekçilerinin hedefi oldu? İşte Türkiye’nin konuştuğu Ayşe Özdoğan’a dair tüm detaylar…

7 KASIM 2019’DA KANSER TEŞHİSİ KONULDU

Ayşe Özdoğan, Isparta’da Gülen cemaatine ait bir okulda idarecilik yaptığı için eşiyle birlikte 8 Nisan 2019’da Antalya’da gözaltına alındı. Özdoğan kalbi delik dünyaya gelen 7 yaşındaki oğlunun durumu göz önünde bulundurularak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Eşi İlker Özdoğan ise tutuklanıp Antalya Döşemealtı Cezaevine gönderildi. Fakat eşinin tutuklanmasından sonra hayatı alt üst olan Ayşe Özdoğan’ın yaşadıkları bunlarla sınırlı kalmadı. Oğlunun sağlığıyla ilgileniyorken hapisteki eşi için de ayrıca çaba sarf ediyordu. Özdoğan işte tam bu süreçte kanser olduğunu öğrendi. Özdoğan’a 7 Kasım 2019’da Maxciller Sinus kanseri teşhisi konuldu ve üst çenesinden ameliyat edildi.

15 GÜN CEZAEVİNDE KALDI

Tutuksuz yargılanan ve ilk mahkemesi 31 Temmuz 2019’da görülen Özdoğan’ın, ikinci mahkemesi ameliyattan iki hafta sonra, 4 Aralık 2019’da gerçekleşti. Çenesindeki dikişler nedeniyle konuşamıyor, ameliyatta çok kan kaybettiği için ayakta duramıyordu; buna rağmen savcılık tarafından gelmezse tutuklanacağı söylendiği için Özdoğan o haliyle mahkemeye gitmek zorunda kaldı. Ayşe Özdoğan mahkeme heyetine kanserle ilgili tüm raporlarını, pet sonuçlarını, MR’ları sunmasına rağmen 12 Aralık 2019’daki karar mahkemesinde savcı en üst seviyeden ceza verilmesini istedi. Eşi 13,5, kendisi 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılıp tutuklanarak Antalya L Tipi Cezaevine gönderildi, 15 gün cezaevinde kaldı.

AMELİYATI GECİKTİ

Bu süreçte Ayşe Özdoğan için başlatılan kamuoyu kampanyası sonuç verdi ve imza şartıyla üç günlük izinle hapisten çıktıktan iki gün sonra Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki randevusuna giden Özdoğan ameliyat edildi. 26 Aralık 2019’da tahliye olan Özdoğan 2 Ocak 2020’de de ameliyat oldu. Ancak geç kalındığı için sol üst dişi, sol damağı, elmacık kemiği, lenf bezleri alındı. Son çenesinin altı boş kaldı. Bacağından 20 santimlik kemik alınıp yüzüne konuldu. Bu ameliyatlar tüm vücudunu etkiledi. İşitme, görme ve konuşma kaybı meydana geldi.

İNFAZ ERTELEME TALEBİ REDDEDİLDİ

Ayşe Özdoğan için bundan sonraki süreç daha da zorlu geçti. Hastaneler ve mahkemeler arasında geçen sürecin sonunda önce yerel mahkeme ceza verdi, ardından istinaf, son olarak da Yargıtay kendisine verilen 9 yıl 4 aylık hapis cezasını onadı. Özdoğan, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden infazının ertelenmesi ve tedavisinin sürdürülmesi için cezaevinde kalamaz raporu aldı. Adli Tıp Kurumu’na başvuran Özdoğan aylar süren bekleyişin ardından olumsuz kararla karşılaştı. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu, oy birliğiyle Ayşe Özdoğan’ın tetkiklerinde nüks veya metastaz bulgusuna rastlanmadığı ve cezasının infazına cezaevinde devam edebileceği sonucuna vardı. Bu kararın ardından Özdoğan 2 Ekim 2021 tarihinde Denizli’deki baba evinden alınarak cezaevine götürüldü.

AYŞE ÖZDOĞAN NE DEDİ?

Kanser hastası Ayşe Özdoğan, infaz erteleme beklediği süreçte özellikle sosyal medyadan sesini duyurmaya çalıştı. Yayınladığı video ve mesajlarla hapishanede “yaşayamayacağını”, en temel ihtiyaçlarını dahi göremediğini, cezaevi ve covid-19 nedeniyle uygulanan karantina tedbirlerinde yaşamasının imkansız olduğunu haykırdı. Özdoğan, kişisel sosyal medya hesabı başta olmak üzere birçok yerli ve yabancı medya kuruluşuna da konuşarak, af dilemediğini, tedavisine izin verilmesini, sonra cezasını çekeceğini söyledi.

Özdoğan’ın infaz erteleme beklediği süreçte yaptığı açıklamalardan bazıları şöyle:

“CAN ÇEKİŞEN BİR KEDİ BİR KÖPEK KADAR SESİMİ DUYAN OLMADI”

Eurones’e konuşan Özdoğan, halsizlik, ağrı ve baş dönmesi sonucu yürüme ve konuşma güçlüğü çekti. Özdoğan, ancak damağına takılan protezle konuşabiliyor. Yakalandığı ölümcül ve ağır seyreden hastalığına rağmen ameliyatından kısa süre sonra mahkemeye çıkarılan ve ilk duruşmada tutuklanan Özdoğan, “Sesimi kimseye duyuramadım. Can çekişen bir kedi, bir köpek kadar sesimi duyan olmadı” diye konuşuyor.

“SAĞLIĞIMA KAVUŞURSAM CEZAM NEYSE ONU ÇEKMEYE RAZIYIM”

“Bu şartlarda Cezaevine girersem ölürüm. Ben ayakta duramayan, yüzde 72 engelli, sürekli kontrol altında olması gereken bir hastayım. Damağımda delik olduğu için yediğim ve içtiğim her şey burnumdan çıkıyor. Aldığım gıdalar sinüslerime ve yüz boşluğuma doluyor. Bu durum yüzümde yanma ve iltihaplanmaya yol açıyor. Bir buçuk yıldır bu iltihaplarla yaşıyorum ve kanımdaki enfeksiyon nedeniyle aşırı halsizlik yaşıyorum. Hiçbir kişisel ihtiyacımı karşılayamıyorum. Hakkımda verilen ceza 9 yıl, oysa doktorlar bu hastalıkla en fazla beş yıl yaşayabileceğimi söylüyor. Ben bir insan olarak, Anayasanın bana verdiği yaşama hakkını kullanmak istiyorum. Tedavime izin verin. Sağlığıma kavuşursam cezam neyse onu çekmeye razıyım. Yetkililere sesleniyorum lütfen yardım edin.”

Kanser Hastası Ayşe Özdoğan

AÇIK HAVA İYİ GELİR YA DÖRT DUVAR?

“Onkoloğum, Felsefe mezunu olduğum için bu alanda akademik kariyer yapmamı buradan hayata tutunmamı söyledi ve ekledi: ‘Güzel manzara ve açık hava kanser hastalarının iyileşme sürecini hızlandırır.’ Ya dört duvar arasındaki kanser hastaları ne yapsın?”

“Doktor bu halde en fazla 5 yıl yaşarsın diyor, cezaevine girsem bile bana verilen 9 yıllık cezayı çekemem. Lütfen müsaade edin tedavimi olayım, sonra istediğiniz cezayı yatayım.”

“Artık dayanacak gücüm kalmadı. Neden bu kadar eziyet.Engelli raporum, mr, tomografı, PED sonuçlarım ameliyat epikrizm hepsi ellerinde mevcud.”

“OĞLU SESSİZ SESSİZ AĞLIYOR”

Bu portre yazısı için görüşlerine başvurduğumuz Ayşe Özdoğan’ın ablası Emine Erdem, Özdoğan’In geride kalan çocuğuna dair bilgiler veriyor. Kalbi delik doğan 8 yaşındaki çocuğun babasından sonra annesini de kaybetmesinin ciddi etkiler doğurduğunu söylüyor. Erdem, “Sürekli annem ne zaman gelecek diye soruyor. Sessiz sesiz için için ağlıyor. Bugün ağlayarak zorla akşam yemeği yedi mesela” diyor.

HİLAL KAPLAN AYŞE ÖZDOĞAN’A “MAZLUM” DENİLMESİNDEN RAHATSIZ OLDU

Ayşe Özdoğan’ın sesini milyonlara duyurmasından AKP’liler oldukça rahatsız oldu bu süreçte. Dördüncü evre kanser hastası kadının “sanıldığı kadar masum olmadığını” kanıtlamak için ellerinden geleni yaptılar. Bylock kullanıcısı olduğunu ısrarla vurguladılar, kanser olmadığını bile iddia ettiler. Hatta TRT Yönetim Kurulu üyesi ve Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan, Ayşe Özdoğan için adalet çağrısı yapıp “mazlum” diyen bir hocaefendiye, “‘Mazlum’ derken FETÖ yöneticiliğinden hüküm giydiğini belirtmemişsiniz. Kamuoyuna çağrı yaparken belirtilmesi gereken önemli bir ‘detay’ değil mi bu?” diye çıkışarak had bildirdi.

SABAH GAZETESİ KANSER OLMADIĞINI İDDİA ETTİ

Ayşe Özdoğan’ın kamuoyunda yoğun olarak gündem olması ve AKP iktidarına yönelik eleştirilerin odağına yerleşmesi üzerine harekete geçen Sabah gazetesi onun “kanser” olmadığını bile iddia etti. Erdoğan Öztürk imzalı “FETÖ’nün kanser yalanı çöktü!” başlıklı haberde Adli Tıp Kurumu raporuyla Özdoğan’ın kamuoyu algısı yaratarak mağduriyet oluşturduğu savunuldu.

AYŞE ÖZDOĞAN KİMDİR?

Ayşe Özdoğan, 1987 Denizli Serinhisar doğumlu. Salih Esen İlköğretim Okulu ve Serinhisar Lisesi’ni bitirdikten sonra Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde okudu. Özdoğan, okulu bitirdikten sonra Isparta’da Gülen cemaatine ait bir kız yurdunda yönetici adayı olarak çalışmaya başladı. Yurt müdürlüğüne kadar yükseldi.

AYŞE ÖZDOĞAN NEYLE SUÇLANIYOR?

Ayşe Özdoğan, Gülen cemaatine yönelik soruşturmalar kapsamında ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçlamasıyla açılan davada 9 yıl 4 ay hüküm giydi. Bu cezası da Yargıtay tarafından onandı. İddianamesinde kendisine isnat edilen suçlar ise şunlar: Özel bir öğrenci yurdunda idarecilik yapmak, Bank Asya’da hesabının olması, dernek üyeliği ve Bylock mesajlaşma programını kullanması. Ayşe Özdoğan’ın öğretmen olan eşi de “silahlı terör örgütü suçlamasıyla” kamudaki görevinden atıldı ve 13 yıl hüküm giyerek tutuklandı.

4’üncü evre kanser hastası Ayşe Özdoğan

AYŞE ÖZDOĞAN’IN HASTALIĞI NE?

Ayşe Özdoğan’a iki yıl önce Maxciller Sinüs tabir edilen bir kanser türü teşhisi konuldu, o günden beri de bu amansız hastalıkla mücadele ediyor. Şu anda hastalık son evre olan dördüncü evresinde. Hastalık sonucunda Özdoğan’ın yüzünün görüntüsü ve konuşması bozulmuş durumda. Yemek yerken aldığı gıdalar yüzündeki yaralardan dışarı çıkıyor. Bu durum da sürekli iltihaplanmaya sebep oluyor. Özdoğan’ın yüzde 72 engelli olduğunu gösterir raporu mevcut. Ameliyatlar sonucunda sol üst diş, sol damak, elmacık kemiği, lenf bezleri alınmış durumda. Gözyaşı kanalları alındığından dolayı gözyaşları hiç durmuyor, sürekli akıyor. Toza maruz kalma, hava sıcaklığının değişimi veya başını 3-4 dakikalık bir süre boyunca ön tarafa eğmesi durumunda ameliyatlar sonucunda yapılan değişikliklerden dolayı acı çekiyor. Tedavisini planlayan hekimler tekrar ameliyatlara girmesi gerektiğini belirtiyor. Özdoğan, hayatını cezaevinde yalnız başına idame ettiremeyecek olmasından hareketle ve önündeki ameliyatlara girebilmek için cezasının infazının ertelenmesini talep ediyordu.

AİLE BOYU ZULÜM

İleri derece kanser hastalığına rağmen kendisine verilen 9 yıl 4 aylık hapis cezasını çekmesi üzerine cezaevine konulan Ayşe Özdoğan, kendi acıları yetmezmiş gibi ailesinin neredeyse tümü aynı dertten muzdarip. Eşi öğretmenlik mesleğinden ihraç edilip Gülen cemaatinde “yönetici” olduğu iddiasıyla 13 yıl hapis cezasına çarptırılan Özdoğan’ın 8 yaşındaki küçük oğlunun da kalbi delik. Hem babasından hem de annesinden ayrı kalan küçük çocuk, nene ve dedesinin yanında kalıyor. Ancak nene ve dedenin de hastalıkları mevcut. Nene de tıpkı kızı Ayşe Özdoğan gibi kanser hastası. Baba ise ileri derece Alzheimer hastası.