Akın İpek: Melih Gökçek’i Gülen cemaati yöneticisi olarak tanıdım

Koza İpek Holding’in sahibi iş insanı Akın İpek: “2015 yılı başına kadar Hizmet Hareketi’nden kaç kişiyi tanırız derseniz, kimler yöneticidir, 5 kişiyi say derseniz ben Melih Gökçek’i sayarım. Hizmet Hareketi'nin Ankara’daki yöneticisi olarak sayarım. Ben kendisini öyle tanıdım.”

KRONOS 09 Ekim 2021 GÜNDEM

Koza İpek Holding’in sahibi iş insanı Akın İpek, AKP’li eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i Gülen cemaatinin bir yöneticisi olarak tanıdığını söyledi. İpek, “2015 yılı başına kadar Hizmet Hareketi’nden kaç kişiyi tanırız derseniz, kimler yöneticidir, 5 kişiyi say derseniz ben Melih Gökçek’i sayarım. Hizmet Hareketi’nin Ankara’daki yöneticisi olarak sayarım. Ben kendisini öyle tanıdım.” ifadelerini kullandı.

Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek’in Londra’da eşi Nevin İpek ve kızına ağır hakaretler ettiği görüntüleri yayınlamasının ardından 7 yıllık suskunluğunu bozan Akın İpek, Moonstar TV’de Tarık Toros’un sorularını yanıtladı. İpek, Manşet Özel YouTube yayınında, “Melih Gökçek ve oğlunun son saldırısı hakkında ne düşünüyor?”, “Gökçek Ailesi ile tanışıyor mu, aileyi nasıl biliyor?”, “2015’te ilk kayyum atanan holding Koza Grubu, suç bulunabildi mi?”, “Türkiye’de devam eden davaların seyri…”, “Uluslararası Tahkim Kurulu’nda yürüyen davada son durum ne?” sorularına açıklık getirdi.

‘GÖKÇEK RÜZGARIN DÖNMESİYLE 180 DERECE DÖNDÜ’

Melih Gökçek’in Gülen cemaati düşmanı olduğunu göstermek için insanlara eziyet ettiğini belirten Akın İpek, “Hizmet Hareketinden, AK Parti’den, CHP’den, MHP’den tanıdığım insanlar var. 2015 yılı başına kadar Hizmet Hareketi’nden kaç kişiyi tanırız derseniz, kimler yöneticidir, 5 kişiyi say derseniz ben Melih Gökçek’i sayarım. Hizmet Hareketinin Ankara’daki yöneticisi olarak sayarım. Ben kendisini öyle tanıdım. Eşinin üzerine okul kurdu, beni oraya davet etti. Görüştük. Ben bugüne kadar kendisinden bir şey istemiş değilim. Ankara’nın Belediye Başkanı. İnsanlar gerçek yüzlerini bir olay neticesinde ortaya çıkartıyorlar. Melih Gökçek, Hizmet Hareketi’nin en başından istifade ederken, rüzgarın dönmesiyle 180 derece döndü. Bir çekirge gibi dairenin soluna atladı. Oradan da bir dairenin çapı kadar başka bir yere atladı. Yıllardır tanıdığı insanlara ben kendimden bahsetmiyorum. Cemaat düşmanı olduğunu göstermek için eziyet ediyor” ifadelerini kullandı.

Programda Akın İpek’in anlattıklarından öne çıkan başlıklar şöyle:

‘BELGELERİ VERDİK 7 GÜN SONRA BASKIN YAPILDI’

“Bugün, geçmişe bakıp olayları yeniden değerlendirdiğin zaman çok başka bir görüntü ortaya çıkıyor. MASAK 2015 yılında bizden bir inceleme için ilk defa bir belge istedi. Ben o güne kadar yaptığım gibi bütün belgeleri eksiksiz bir şekilde teslim ettim. Bir iş adamı olarak konu benim için orada kapanmıştı. Daha sonra, savcılık da benden aynı belgeleri istedi. Bizim gizli saklı herhangi bir şeyimiz olmadığı için aynı belgeleri onlara da verdim. Savcılık kendilerine vermiş olduğumuz belgeleri normal şartlarda incelese 6 ay sürer ama belgeleri aldıktan 7 gün sonra şirkete baskın yaptılar. Baskın yapması için herhangi bir neden yoktu ortada. MASAK dışında Türkiye’de şirketleri inceleyebilecek başka bir kurum yok. Zaten savcının da aldığı belgeleri MASAK’a göndermekten başka çaresi yok. Savcı, baskında el konulan belgeleri MASAK’a göndermemiş. Bu el koydukları belgeleri, Erzurum’da Ertan Çomaklı denen bir adam ve ekibine gönderiyor. Bu adam, MASAK’ın 1.5 yıl incelemiş olduğu ve hiçbir suç bulamadığı şirkette 15 gün içerisinde kendisine göre bazı tespitler yapıyor. Ve incelemesi sonucu, ‘Şirket mükemmel görünüyor, dünyada bu mükemmellikte bir şirket olamaz’ diyor. Bu sebeple de kayyım atanmalıdır diyor. Fakat daha enteresan bir şey daha var. Savcı kayyım atandıktan sonra bu raporu MASAK’a gönderiyor. MASAK bu raporu inceliyor ve şu sonuca varıyor: ‘Bu adamın bulduğu verileri nereden bulduğuna biz ulaşamadık. Kendisine ulaşmaya çalıştık ve telefonlarımıza çıkmadı. Ortada böyle bir şey yok ve bu rapor sahte bir rapor’ diyor. Bunların hepsi MASAK raporunda yazılı.”

‘BİZE SAHTE RAPORLA KAYYIM ATANDI’

“Şimdi bize sahte bir raporla kayyım atanmış, bunu MASAK ortaya çıkartıyor. MASAK’ın raporunda, İpek ailesi ile alakalı hiçbir kaynağı belirsiz para girişi yok. Harcamaların hiçbirinde sorun yok. İpek ailesi ve grubunun FETÖ ile alakalı hiçbir kurumla finansal bir bağı keşfedilmemiştir. Benim kendi şirketlerim dışında hiçbir kurum veya organizasyonla finansal bir ilişkim yok. Bu raporlarla birlikte 8-9 ayda ben aklandım. Böyle bir rapor alan savcının normal şartlarda yapması gereken şey, Tekin İpek’i serbest bırakmak olmalıydı. Tekin tutuklandıktan 1 ay sonra bu rapor gelmiş ve Tekin de aklanmış. Burada enteresan bir şey var, özellikle bunun altını çizmek istiyorum. Mayıs 2016’da her şeyini incelediğiniz bir aile, şirket ve grup var ve aklanmış bir aile var. Neden halen daha şirketlerinde kayyum tutuluyor?”

‘MASAK ÜNİVERSİTE HARCAMALARINDA SORUN BULAMADI’

“15 Temmuz faciasından sonra, çıkartılan KHK’lar sonucu İpek Üniversitesi ve İpek Medya, FETÖ kurumu olarak ilan ettiler. Bizim üniversitemiz ve medyamız dışarıdan kaynak almamış kurumlar. Yasal olarak hiçbir sorunun olmadığı kurumlar. Vakıf ve üniversite dışarıdan hiçbir şekilde yardım almamışlar. Tamamen kendi kaynaklarımızla ayakta tuttuğumuz kurumlar ve YÖK denetimindeydiler. Bu KHK’dan sonra MASAK tekrar denetliyor ve ‘Üniversitenin harcamalarında hiçbir sorun yoktur’ diyor. Üniversite bana ait değil ben sadece oranın kurcusuyum. Biz grup olarak 2011 yılında üniversiteyi kurarken parlamentoda üniversitenin giderlerini biz karşılayacağız diye taahhüt ettik. Bizim tek görevimiz verdiğimiz paranın yerinde harcanıp harcanmadığını denetlemek. Buna rağmen üniversitenin harcamaları kontrol edilmiş ve hiçbir sorun çıkmamış ve bir üniversiteyi terör örgütü ilan edilip, geçmişte bu kuruma yapılan bütün bağışları teröre finansman olarak duyurdular. Bir süre kayyumların yönettiği medyayı batırdılar. Ve o medyayı kayyumun batırmış olmasına rağmen terörle bağlantılı kurum olarak adlandırdılar. O sermaye artırımlarını da teröre finansman sağlamak olarak nitelendirdiler. Bizim suçumuz tamamen bunlardan kaynaklanıyor.”

‘ÇİFTLİKTEKİ İNEKLERE KADAR EL KOYDULAR’

“Benim grubumda çalışan herkese, çiftlikteki ineklere kadar el koydular. Bu grubun içerisinde binlerce insan çalışıyor ve hepsinin geçmişini çıkartmışlar. Bu grubun içerisinde şu an suçlanan kişiler arasında benim yönetim kurulu üyelerim var. Bunların bir kısmı 1989 yılında biz madeni almadan önce yabancı bir şirkete çalışıyorken bize transfer olmuş insanlar. Bir kısmı rahmetli babam zamanında gelmiş ve binlerce kişi içerisinde de 15 kişi bulmuşlar. Şu an bu grup içerisinde ‘Cemaat nedir?’ sorusunu sorsanız cevabını bilmeyen ve adını daha önce duymayan insanlar yargılanıyor.”

‘SAVCI 60 DAKİKADA 90 SAYFALIK MÜTALAA YAZMIŞ’

“Kanaltürk ve Bugün gazetesinde çalışan insanların listesini yayınladım. Bugüne kadar benimle alakalı birçok şey söylenmiştir ama bir tane gazeteci çıkıp ‘Akın bey bana müdahale etti’ dememiştir. Tabii ki medya etik ölçülerimiz vardı bunların içerisinde kaldıkça kimseye müdahale etmedim etmem de. En son 2019 yılında bizim son duruşmamız tarihe geçti. Ben savunmalarımızı yayınlamıştım. Yurt içindeki davayı Tahkim heyeti durdurma kararı almıştı ama durdurmadılar. Uluslararası Tahkim kararının dinlenmemesi zaten başlı başına bir suç. Bunun aksine yargılama süreci daha da hızlandı. Öğlen arasında savcı gidiyor ve döndüğünde savunmalar başlamadan 90 sayfalık bir mütalaa koyuyor masaya. 60 dakika içerisinde bir dava hakkında 90 sayfalık bir mütalaa yazmasına imkan var mı? Bu mümkün değil. Bu mütalaa birisi tarafından dışarıdan gönderildi ve savcı onu mütalaa diye masaya koydu. Bu çok net bir suç ve o mütalaaya göre bir karar verildi. Dava dosyasında netice yazmamasına rağmen ceza veriyor ve benim kanaatim bu şekildedir diye belirtiyor. Peki bu kanaati neye göre oluşturdun?”

‘BAŞTAN AŞAĞI KURMACA VE BOMBOŞ DOSYA’

“15 Temmuz’dan sonra bizimle alakalı hiçbir suç bulamayınca bizim vergi mükellefleri dosyamızı alıp küçük vergi mükelleflerine veriyorlar. Bu çocuk 2016 yılında bizim işletmelerimizden birinden işten çıkartılmış birisiyle beraber köy muhtarlığına gidiyor. Bahsetmiş olduğum dosya 2010 yılı ile alakalı. Bizim bölgelerde sosyal yardım olarak bazı kumpanyalar ve kurbanlar dağıtıyordu. O köy muhtarı bu yardımları almadığını iddia edince Tekin de sahte fatura kesmekten dolayı ceza aldı. Halbuki, imzalanan evrakta hem muhtarın hem de bizim imzamız var. Biz bu yaptığımız yardımları vergiden bile düşmedik. Baştan aşağıya kurmaca ve bomboş bir dosya. Normal şartlarda bu dosya ile dava dahi açamazsın. Ama bütün aileme ve bütün akrabalarıma ceza verdiler.”

‘BİZİ KISKANMALARININ SEBEBİ BU’

“Benim için para elimin kiri. Paramı cebimde taşır varsa harcarım varsa çok rahat dağıtırım yoksa da çalışır kazırım. Yani sırtımda taşımam, para için insanlara iftira atıp yalan söylemem, onlara kötülük etmem. Böyle bir şey yapılabilir mi? İşte bizi kıskanmalarının sebebi bu oldu.”

‘BU YAYGIN İÇİN YAPABİLDİĞİM TEK ŞEY HUKUKSAL MÜCADELE VE TARİHE NOT DÜŞMEK’

“Ben başından bu güne kadar elimden geldiğince mücadele ediyorum. Tabi mücadele ettiğim insanların hukuka saygısı ve zerre kadar inancı yok. Görüyorsun AİHM Türkiye için bir karar veriyor onu bile uygulamıyorlar. Hakim karar veriyor, bizim hakim de bağımsızız diyorlar ama öbür taraftan da kendileri ile alakalı ileride tahkim için girişimlerde bulunuyorlar. Böyle karman çorman bir ortam var şuanda. Ben sanıyorum ki mesela yangın çıktı, 2013 yılında çıkmıştı. Kontrolden de çıktı büyüdü, şimdi o yangının ortasında kaldılar ve küçük bir musluk ile söndürülebilecek bir yangın da değil, unutulabilecek bir yangın değil. Bu karmaşa içinde de benim yaptığım tek şey elimdeki imkanlar ile hukuksal mücadele edip tarihe not düşmek. Ben görüyorum uluslararası mahkemeler ile alakalı AİHM ile alakalı mesela orada da ellerinden geldikleri kadar müdahale etmeye çalışıyorlar duyuyorum. Ama elimizde hukuktan başka bir şey yok hakkımızı korumak için. Bir gün hukuk döndüğü zaman, bu davalarımız tekrar açıldığında inşallah gerçek ortaya çıkacaktır. Çünkü bizim için önemli olan bu dava dosyalarının açılması yani bir mahkemenin evet biz bu davada yetkiliyiz demesi. Gerisi zaten çok güçlü olduğumuz şeyler. Ama bu yetki meselesi dünyanın her tarafında karşınızda. Nihai itibari ile devlet adına hareket ettiğini söyleyen bir grup var, o devlet sınıfının içindeler ve sen tek başınasın ve zorluğa karşı hukukla mücadele ediyorsun. Tabi, kolları her tarafa uzanabiliyor o yüzden kimse karşısına da almak istemiyor bir devlet olduğu için. Bu şartlarda hala hukuka direnmeye çalışıyoruz.”

‘YAPTIĞIMIZ TÜM İŞLERİ İYİ YAPTIK’

“Çünkü kıskançlıktan başka bir sebep yok. Biz kimseye düşmanlık yapmamışız, kimseye saldıracak halimiz de yok. Kendi halinde yaşayan insanlarız bir tek özelliğimiz var; yaptığımız bütün işleri hep çok güzel yaptık ve çok iyi yaptık. Ben öğrencilere, gençlere yurtlar yaptırdım, yapmış olduğum oteli ne kadar iyi standartta yaptıysam yurtları da aynı standartta yaptırdım ve kurmuş olduğum otel dünyanın en iyi oteli seçildi yıllarca. Üniversite yaptık, ben üniversite yaptırırken mimarlardan önce ressamlarla çalıştım, çizdirdim. Beğenmiş olduğumuz tabloyu yaptırttım. Bunlar para ile olacak şeyler değil. Bu bakış açısı, hayatta geriye bir şeyler bırakma arzusu,bundan kaynaklanıyor. Şimdi, adamın parası var çok zengin. Para ne biliyor musun? Para, bugün ne yiyebiliyorsan ne giyebiliyorsan senin malın o kadar daha fazlasını satın alman mümkün değil, yarın ne olacağı belli değil. Yarın için planlarım var ama belki yoldan dönerken ayrılacağım bu dünyadan garantisi yok.”

‘HAYALİM, DOSDOĞRU YAŞAMIŞ OLMAK’

“Gelecek hayalim, hayatı dosdoğru yaşamış olmak. İnandığım gibi yaşamış olmak, bence en büyük ideal da bu olmalı. Herhangi bir sebep için para için, makam için doğrudan ayrılmamak. Para insanı imtihan eder, bazen yokluk imtihan eder bazen korku imtihan eder. Ama siz inandığınız gibi dosdoğru yaşamışsanız bence bu imtihanı kazanmışsınızdır diye inanıyorum.”

‘PARA İÇİN MİLLETİN CİĞERİNİ SÖKÜP YİYORSUN’

“Duyduğum çok fazla şey var, bu duyduklarımı kayyumun avukatları bir yerlerde söyledikleri zaman öğrenebiliyorum. Bunu delil olarak kabul ediyorum. Annem deyince duygusal bir yere giriyorum ama bunu söylemek zorundayım. Ben son mahkeme duruşmasında, annemle, personellerimiz ve akrabalar ile alakalı hiç bir şey bulunmayınca 4 tane şahit çağırmışlar. Bizim çağırdığımız şahitler de ihbar etmiyorlar. Biz diyoruz ki mali müşavir gelsin, uluslararası bağımsız eğitim kurumu temsilcisi gelsin hatta adlı bilirkişi mütalaası var o gelip raporu izah etsin gerçek ortaya çıksın. Umursamasalar da biz hukuken bunları talep ediyoruz onlar da umursamıyorlar fakat durup dururken 3 tane şahit çağırmışlar bir tanesine ‘Sen Tekin beyi tanıyor musun’ diyorlar tanımıyorum diyor. Melek İpek’i tanıyor musun diyorlar onu da tanımıyor. Herif beni de tanımıyor kimseyi tanıdığı yok. Adam oraya gelmiş ‘vay efendim ben su kadar süre cemaatin içinde görev yaptım sonra kötülüklerini gördüm ayrıldım’ diyor. Kardeşim sen orada yıllarca görev yapmışsın, suçladığı insanların ne irtibatı ne iltisaki var sen niye suçlanmıyorsun da bu insanlar suçlanıyor? Senin söyleyebileceklerin ne değer katabilir sen bilirkişi misin? Bu adam kendini bilirkişi raporuyla kartvizit bastırmış meslek haline getirmiş olayı.”

‘O MAKAMDA BUNU YAPTIĞIN İÇİN VARSIN, BU BİR MENFAATTİR’

“Ankara Büyükşehir Belediyesinde ise oradan bu işle para kazanan bir adam. Böyle yürütüyorlar bu davaları. O adam gelip de tanımıyorum ben bu kişileri demesine rağmen bütün raporların tamamı da sağlıklı bir şekilde gerçekleri ortaya çıkarmasına rağmen bütün herkese idam cezası verip geçtiler. Seksen yıl, doksan yıl ne demek bu hapiste öl cezası. İnsan bu cezayı verirken eli titrer, ben bütün samimiyetim ile söylüyorum. Birisi benim yüzümden akşam evinin kapısını açmasa, evine giremese yeminle söylüyorum helallik almadan uyuyamam. Sen artık dosyaya bakıyorsun artık isim var orada numaralar var. Bunun ciğerini sök, bunun kalbini sök, akşam yemekte ben bunları yiyeyim. Kastım şu: O makamda bunu yaptığın için varsın, bu bir menfaattir. Bunun için para alıyorsun. Ve bunu yapmak için milletin ciğerini söküp yiyorsun. O adamla da kalmıyor onun ailesi var, akrabaları var, etrafında o insanın tanıdıkları var hepsinin birden ciğerini söküp yiyorsun bir anne için ne demek ya. Sonra kadını evinden çıkarmakla bırakmadılar orada, bunu da tarihe not olarak düşeyim. Kiralık ev bulmak mümkün değil, bir yere yerleştirdik fakat bu sefer kadıncağızı tutmuşlar.. Bize yaptıkları suçlamalarda mali suçlar terör suçu değildir diye Yargıtay’a göndermediler bir kısmını. Tekini de öyle gönderdiler TC mahkemesine karar veren mahkemeye. Mahkeme soruyor ne ceza vereceğiz diye. Diyorlar ki buna örgütten ceza vereceğiz. Kardeşim bunu siz örgüt değil diye Yargıtay’a göndermedin.”

‘BİR GRUP VAR BİZİMLE UĞRAŞAN’

“Şimdi örgütten ceza vereceğim diyorsun. Yani bunun hangisi? Zaten her tarafı hukuksuz bari bunda doğru karar ver. Bir grup var bizimle uğraşan ve görev aldık diyorlar en tepeden, onun talimatları ile hareket ediyoruz diyorlar. Ben ne kadar onun talimatlarını kontrol edip etmediklerini bilmiyorum ama söyledikleri bunlar. Bunlar, hukuki olarak zerresinin cılkını çıkardıktan sonra artık öldürmek ile bırakmıyorlar. Vura vura vura içi çıkmış bir çocuk var sosyal medyada görüyorum o hale gelmiş hala işkence yapıyorlar o hale geldi gaddar insanlar. Kötülüğün de bir sınırı olur. Karşındaki insan baktın ki hakikaten çok zarar verdin, acı çekiyor, yaşı ileri hasta filan bir yerden sonra dersin bu kadar da olmaz. Bu işte insanın kötülük derecesini bir yerden anormale kadar götürüyor. Sonra diyorsun ki cehennem niye var. Cehennem işte bu yüzden var.”

‘BİZİM BULDUĞUMUZ ALTIN İÇİN ‘KEŞFETTİK’ DEDİLER’

“Gübretaş hadisesi tamamen bir gasp hadisesidir. Ben bunun için önce şu bilgiyi vereyim. Üzerinde çalışma yapılmamış maden ruhsatlarının değeri sıfırdır. Bunun üzerine insanlar çalışma yapacaklar, sonra sondaj yapacaklar, onlar değerlendirilecek bunlar yıllar alır. Bu gübre meselesi o bölgede bizim parasını verip aldığımız ruhsatımız var. Tapusu Koza Altın’a ait. Buna ek olarak aynı anlaşma içinde, Koza Altın da Gübretaş dedi ki eğer altın keşfedersen bunun satışından da sana şu kadar pay veririm. Bu bir kira anlaşması birde satış anlaşması var. Biz yıllarca çalıştık orada ve gübre taş yıllarca aradı orada bir şey bulamadı. Biz de sonra Gübretaş’la aradık keşfettik. Rezervleri teşhis ettik hatta tesis kurulacak planları yaptırdık. Kayyum atandıktan sonra bunlar bize dava açtı. Kayyumlar bütün avukatları çıkardılar, konuyu bilen kimse kalmadı grupta. Burası Türkiye’de Koza ile ilgili bir dava hakimin inisiyatifinde olmasına imkan var mi? İstedikleri gibi karar çıkardılar. Altın keşfettik diyorlar. O altınlar bizim 2015 yılında ilan ettiğimiz rezerve de görülüyor zaten bu halka açık rezerve kaynaklarda var. 13,5 milyon kaynak var o zaman 11,5’a düşmüş zaten. Gübretaş gittikten sonra.”

‘ŞİRKETTE BİN KİŞİ VARMIŞ 4 BİNE ÇIKARILMIŞ’

“Gübretaş’a desen ki bunları çıkar imkan yok bildiği konu değil. Kayyumlar bütün bilgileri tutmuşlar, bizim tesis kurumları ve aranmalar ile alakalı. Parayla alınmaz ben o veriler o bilgiler bende olsa bir madenle pazarlık edeyim madenin yarısını alırım o belgelerle. Bedavaya vermişler 3 milyon gibi bir şeye vermişler, o da yetmemiş. Koza’dan suçu bucu diye çıkarttıkları personelleri işe geri almışlar. Transfer yani Gübretaş’a. Tabi bu arada ne zaman ne olacağını bilende bir ekip var yani mahkemede ne karar vereceğini, bunun ne zaman sonuçlanacağını.. Onlar da bunu önceden bilinirse bunlara para katılır. SPK burada ne yapıyor? SPK kayyum atandı 3 yıl boyunca mali tablo açıklamama izin verdi tarihte böyle bir şey yok. Şimdi açıklamaya başladılar ama yıllardan beri temettü dağıtılmıyor. Yönetim giderlerindeki artışı biliyorum. Bin kişi varmış 4000 kişiye çıkmış mesela. Bizim zamanımızda 500 dolar olan şey iki katına çıkmış. Belli ki başında kimse yok ve gözden çıkarılmış har vurup harman savrulan bir yer ve müdahale etme imkanı yok. Yaşadığım şeyler içinde bunun için önceliğim de yok.”

‘BUGÜN EN BAŞTA KOŞANLAR GELECEKTE İKTİDAR DÜŞMANI OLACAKLAR’

“Ben bugün delilleri ile ortaya koysam desem ki bu adam şunu yaptı ve karşılığında şu rüşveti aldı veya cinayet işledi bu belgenin şuanda Türkiye’de bir ehemmiyeti yok. Çünkü şuanda yargının büyük bir çoğunluğunu tenzih ediyorum kanunu yerine getiren her şeye rağmen direnmeye çalışan insanlar vardır fakat bunlar arasında tertemiz su içersin de damlatılmış pisliği bütün yargı camiasına itham altında bırakacak insanlar da var. Ben bu insanların neler yaptıklarını da biliyorum ve bir kısmı ileride eminim ki itirafçı olacaklar. Çünkü başka türlü izah edemeyecekler yaptıklarını. Bunu neden yaptın? Görevimdi. Tamam da neye inanarak bu görevi yaptın? Bunların hepsini mutlaka bir gün anlatacaklar yüzde yüz eminim. Bu iplik söküğü gibi çekilip sona kadar gelinecek çünkü bir menfaat odaklı. Şöyle biter ki: Hani rüzgarın dönmesiyle 180 derece dönüp bir çekirge gibi bin metre atlayabilen omurgaya sahip insanlar yarın rüzgarın dönmesiyle yine 180 derece döner bin metre atlarlar. Bugün en başta koşan iktidarın savunucuları göreceksin ki onlar en büyük düşmanı olmuşlar. En büyük zarar onlara gelmiş. Onların ispatlama mecburiyeti var. Bak ben buradayım bayrak sallıyorum, sizin düşmanınıza karşı mücadele veriyorum o yüzden beni koruyun.”

‘BUNDAN DAHA BÜYÜK ALÇAKLIK OLABİLİR Mİ?’

“Ben iki yıl sonra Melih Gökçek’in tutup da benim eşim ve kızımla alakalı ki alçaklığın da bir seviyesi var. Ben sana bugüne kadar ailen ile alakalı kimseye de sana da tek bir şey söylememişimdir ki sen benim alanımı gasp etmişsin, ailemi tutmuşun Çetin Acar gibi bir adamı beslemişsin onu mahkemeye göndermişsin. Annemi hapse artırması için orada şahitlik yapıyor bu dereceye getirmişsin ki ben senin gibi alçaklık seviyesine inmemişim. Buna rağmen sen kızım dediğin insan benim kızım, eşim ele alıp Twitter’da Akın İpek’in karısı saldırdı diye paylaşıyorsun bundan daha büyük alçaklık olabilir mi? Bizim ailede de bırakın saldıracak bir duruma gelmeyi herkes spor yapar, müzik aleti çalar hepsini bu konuda teşvik etmişimdir ama edep ve terbiye konusunda kimseye karşı en ufak bir yanlış olmaz.”

‘SEBEBİ SUÇ FİLAN DEĞİL, PARA’

“Melih Gökçek gibi bir adam rüzgara göre menfaat neredeyse uçarak oraya zıplayan birisi. Bana diyorlar ki siz beraber yürüdünüz. Birlikte yürüyor muyduk bilmiyorum ama sanmam. Ben geçmişte nerede durduysam, inandığım şeyler neyse bugün de aynı şeyleri söylüyorum. Bizi geliştiren bir çok şey oldu ama özünde doğru bildiğim şeyleri yaşamaktan vazgeçmedim. Özellikle bu dönemde 6 yıldır çok şey geçirdik, kitap yazılsa okusan kitabı inanamazsın. Fetö dediler yıllarca hapis cezası verdiler benim ailemi kazıdılar dibimizden. Sebebi de örgüt şucu bucu filan değil para ile alakalı bir konu. Yoksa Tekin veya annem ne yapmış olabilir? Teyzemin çocukları, dayım, personeller ne yapmış olabilir? Hırsızlık bir seviye suç konusunda ama hırsızlık için insan öldürmek başka bir seviye.”


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

dMelek İpek’in ‘Nereye gideyim’ sorusuna TMSF avukatı ‘Kimsesizler yurduna’ cevabını vermiş

dAkın İpek’ten Osman Gökçek’e: Bunlar, misafirliğe geldiği evi soyan insanlar

 

‘HUKUKU KALDIRILDIĞIN ZAMAN ÜLKE AYAKTA KALMAZ’

“Bir ülke için en önemli müessese hukuk müessesidir. Hukuku kaldırdığın zaman o ülke ayakta kalamaz. Bugün Türkiye’de hukukun üzerindeki baskının kalkması lazım, bu yangının sönmesi lazım. Bu yangın büyük sönmüyor diyerek insanları susturamazsınız. İnsanın canı yanıyor. Bir günde çözebilirler bu meseleyi hukuk sorunu olan bir işlem var Türkiye’de. Tamamen keyfi ortaya atılmış KHK felaketi var, yarın deseler ki bunları kaldırıyoruz bitti, Türkiye nefes almaya başlayacak.”

İş insanı Akın İpek 7 yıllık suskunluğunu gazeteci Tarık Toros’un Moonstar’daki Manşet Özel programında bozdu.