Gezi Davası: Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı

Çarşı Davası ile birleştirilen ve üçüncü kez görülen Gezi Davası'nın ilk duruşmasında Osman Kavala’nın tutukluğunun devamına karar verildi. Kendisine yöneltilen suçlamalarla ilgili 'delil' olmadığını bir kez daha hatırlatan Kavala, "Tutukluluğumun sürmesi yargısız infazdır" dedi.

KRONOS 08 Ekim 2021 GÜNDEM

6 yıl önce beraatle biten Çarşı davası Yargıtay tarafından bozulmuş ve bu dosya da Gezi davasına eklenmişti. Böylece, Gezi davası, her biri daha önce yargılama konusu yapılan, iddiaları defalarca tartışılan ayrı dosyaların birleştiği bir torba dava haline geldi.

 

SAVCI, KAVALA’NIN TUTUKLULUĞUNUN DEVAMINI İSTEDİ  

Davanın ilk duruşması bugün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Aralarında tutuklu iş insanı Osman Kavala’nın da bulunduğu toplam 52 kişinin yargılandığı davanın duruşması İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin büyük salonunda görüldü. Birleştirilmiş Gezi davasının ilk duruşmasında görüşü sorulan savcı Edip Şahiner, Kavala’nın suçun vasıf ve mahiyeti nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.

KAVALA, SİLİVRİ CEZAEVİ’NDEN SEGBİS İLE KATILDI  

Mücella Yapıcı, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekci ve Hakan Altınay ile birleşen Çarşı davasından sanıklar mahkemede hazır bulundu. Osman Kavala duruşmaya tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı.

‘BİRLEŞTİRME KARARI USUL HUKUKUNA AYKIRI’ 

Kimlik tespitinin ardından mahkeme başkanı, esasa geçmeden önce usule ilişkin beyanda bulunmak isteyen olup olmadığını sordu. Bunun üzerine söz alan Çarşı davası sanıklarından Ayhan Güner’in avukatı Ali Rıza Dizdar, birleştirme kararının usul hukukuna aykırı olduğunu belirtti.

‘DELİL YOK’ 

Çarşı sanıklarından Yusuf Demirci’nin avukatı Ömer Kavili, “Yargıtay bozma kararında Türk bayrağının yakılmasından bahsetmişti. Ancak dosyada bayrak yakma ile ilgili delil yok. Davada birden fazla usul hatası yaptınız. Birleştirme kararı siyasi bir müdahale olduğunun göstergesidir. Yargıtay’ın bozma kararı ve birleştirme ile ilgili beyanda bulunmamızı istedi mahkemeniz. Görmediğimiz dosyalar hakkında beyanda bulunmamızı istediniz. Birleştirme kararının hukuka aykırı olduğunu tespit etmenizi ve davamızın ayrılmasını talep ediyoruz” ifadesini kullandı. Davaların ayrılmasını isteyen Çarşı avukatları taleplerinin reddedilmesi üzerine salonu terk etti.

KAVALA: KOMPLO TEORİLERİNE DAYANDIRILAN FANTASTİK İDDİALAR

Osman Kavala, SEGBİS ile bağlandığı mahkemedeki savunmasında şunları kaydetti: “Daha önce aralarında fiili ve hukuki bağlantı olmadığına karar verilen suçlamalar hiçbir yeni delil olmadan birleştirildi ve benimle ilgili davalar, gene hiçbir delile ve anlaşılır gerekçeye dayandırılmadan Çarşı davası ile birleştirildi.

Benimle ilgili suçlamaların çarpıcı yanı, sadece herhangi bir delile dayanmıyor olmaları değildir. Bunlar mantık sınırlarını aşan komplo teorilerine dayandırılan fantastik nitelikte iddialardır.

AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın karşı oy yazısında ifade ettiği ve AİHM kararında da hükme bağlandığı gibi, bu malzemenin suç işlendiğine dair delil olma vasfı taşımadığı açıktır.

‘TANIŞIKLIĞIM, İRTİBATIM OLMADI’

Çarşı davasında suçlananlarla tanışıklığım, irtibatım olmadı. Onların da beni tanımıyor olmaları hayatın doğal akışına uygundur. 12 Temmuz’daki duruşma zaptından okudum, avukat Volkan Bahadır sanıklardan Y.D.’ye ‘Osman Kavala’yı tanıyor musun?’ diye sormuş, ‘Hangi takımda oynuyor?’ şeklinde cevap almış.

Gezi protestolarında hâkim olan ortak nokta her sınıftan, yediden yetmişe herkesin yararlandığı bir parkı yok edecek, yasaya ve kamu yararına aykırı bir projenin antidemokratik yöntemlerle uygulanmasına gösterilen tepkidir. İddia makamının tahrif ettiği gerçek, Gezi protestolarına katılan milyonlarca insanın demokratik haklarını kullanmak için kendi özgür iradeleriyle hareket eden onurlu yurttaşlar olduklarıdır. Bana yöneltilmiş olan 15 Temmuz darbe girişimine katılmak suçlaması da daha sonra kurgulanmış olan casusluk suçlaması gibi delilden tamamen yoksun, çirkin bir iftiradır, haysiyetime yönelik bir suikasttir.

‘AZINLIKLARA YÖNELİK FAALİYETLERİN CASSULUK KABUL EDİLMESİ…’ 

Savcının azınlıklarla yapılan faaliyetleri casusluk suçunun delilleri olarak göstermesi, halkın ırk temelli tanımlandığı ve azınlıkların potansiyel suçlu olarak görüldüğü Nazi Almanyası’nda vatana ihanet yasasına dayandırılan keyfi casusluk suçlamalarını hatırlatmaktadır. Nasyonal Sosyalist bakış açısına göre suç işlediği ya da işleyecek olduğu düşünülen kişinin fiiline uygulanabilecek bir yasa yoksa, hangi yasanın temel aldığı fikir daha uygunsa o yasaya göre kişinin cezalandırılması yükümlülüğü getirilmişti.”

Yasaların Hitler’in iradesiyle somutlaşan Nasyonal Sosyalist anlayışa göre yorumlanması ve uygulanması zorunluydu. Ülkemizde böyle bir uygulamaya imkân verecek bir yasa ya da kural olmadığına göre, iddia makamının yasaların dışına çıkarak bir suçlama kurgulamış olmasının hiçbir dayanağı yoktur. Bu davranış kamu yetkisini ve yasaları kötüye kullanmak anlamına gelmektedir

‘KAMUOYUNA YÖNELİK DEZENFORMASYON…’ 

Somut delil, varsayımlara dayalı olmadan somut olduğu anlaşılan delildir. Özgürlüklerin kısıtlanması, ancak bu tür delillerin tarafların ve dolayısıyla kamuoyunun önüne konması halinde, bu yükümlülük yerine getirildiğinde meşruluk kazanabilir

Bu özellikte olmayan birtakım bilgi, bulgu ve varsayımların somut delil olarak tanımlanmaları, özgürlüğün gasp edilmesine ve kamuoyuna yönelik dezenformasyona hizmet etmektedir.

‘YAPILAN YARGISIZ İNFAZDIR’

Sudan bahanelerle tutukluluğumun sürdürülmesi yargısız infazdır, algı yaratma çabasıdır, AİHM’in kararının etrafından dolanma girişimidir. Umarım, davaların birleştirilmesi, Türk yargısının karşı karşıya olduğu tehditlerin daha iyi anlaşılmasına vesile olur. Umarım ülkemizde bir daha böyle bir iddianame hazırlanmaz, böyle şey bir daha yaşanmaz.”

DARBE SUÇLAMASI…

Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar ise şunları kaydetti: “Darbe suçlamasının cebir ve şiddet unsuru ve eylemlerin Anayasal düzeni devirmeye elverişli olması gerek. Gezi’yi ele aldığımızda 1 ay süreyle İstanbul’un gençleri, orta yaşlıları protestolar yapmış ama Anayasa değişmemiştir. O günlerde Anayasanın değişmesi için TBMM’ye hiçbir öneri verilmemiştir. Çünkü cebir ve şiddet yoktur. Hükümet düşmemiştir. O dönem hükümetin başı olan kişi yurtdışına seyahat etmiştir. Döndüğünde hükümet değişikliği olmamıştır.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

dGezi Davası başladı: ‘Mesnetsiz iddialarla Gezi’yi kirletemezsiniz’

d‘Hepimiz Gezi’deydik: Milyonların kararlılığı davayı etkisiz kılacaktır’

 

KAVALA’NIN AVUKATI: OSMAN KAVALA HANGİ BİLGİYİ TEMİN ETMİŞTİR?

Osman Kavala hangi bilgiyi temin etmiştir? Ünlü ceza hukukçusu Faruk Erem ‘Sır ile ilgili suçun oluşabilmesi için ortada hakikaten bir sır olması lazımdır’ diyor. Peki sır nedir? Objektif ya da subjektif yönden bir devletin gizli belgesidir. Bu herhangi bir dosyada bulunmaz. MİT’te, Genelkurmay’ın istihbarat dairesinde bulursunuz.

Peki, bizim bu davada Osman Kavala’nın büyük zamanını İspanya, Almanya, Fransa’da geçiren bu aydın kişinin kozmik odaya girdiği bir durum var mı? Böyle bir şey yok ama biz bu maddeden suçlanıyoruz.”

Bir sonraki duruşmanın 26 Kasım 2021’de görülmesine karar verildi.