HDP: OHAL Komisyonu kapatılmalı, KHK’lılara tazminat ödenmeli

HDP Milletvekili Muazzez Orhan Işık, KHK’lıların uğradığı zararların tazmini ve sorumluların yargılanması amacıyla TBMM’de Meclis Araştırması açılmasını istedi. Işık, “İhraçlardan resmi bir özür dilenmeli, mağduriyetleri için maddi ve manevi tazminat ödenmelidir” dedi.

KRONOS 30 Eylül 2021 GÜNDEM

Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ihraç edilen yüz binlerce kamu görevlisi ve aileleri yaklaşık 5 yıldır adalete ve hukuka erişemiyor.

Haklarındaki iddiaları bilmeden, savunmaları alınmadan, masumiyet karinesi korunmadan işten atılan yüz binlerce kişi ve ailelerinin muhatap bırakıldığı OHAL İnceleme Komisyonu ise KHK’lıların cezalandırıldığı ikinci bir organ görevi görüyor. Komisyon, yargıdan beraat alanları dahi “kanaate” dayanarak görevlerine iade etmiyor.

‘MECLİS ARAŞTIRSIN’

KHK’lıların sorunlarına ilişkin TBMM’ye Meclis Araştırması açılması çağrısında bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık, gerekçesinde, OHAL Komisyonu’nun mağdurların yargıya gitmesinin engellenmesi amacıyla kurulduğunu belirtti. Işık, “Yargıya ve adalete erişimde yaşanan gecikmenin kişilerin yaşamlarında geri dönülemez hak ihlallerine yol açtığı açıktır” dedi.

‘OHAL KOMİSYONU SONLANDIRILMALI’ 

HDP’li Işık, Aileleri ile birlikte milyonlara varan bir sayıda yurttaşı etkileyen KHK ihraçlarının adil ve hızlı bir şekilde haklarına ve işlerine kavuşması, KHK-OHAL rejiminin ve komisyonunun sonlandırılması, KHK-OHAL rejiminin kamu yönetiminde açığa çıkardığı kamu zararının ortaya çıkarılması ve sorumlularının adil bir şekilde yargılanması için yapılması gereken çalışmaları tespit ve bu kapsamda tedbirlerin alınması etmek amacıyla Meclis Araştırması açılmasını talep etti.

‘KHK’LAR, TÜRKİYE’DEKİ ADALETSİZLİĞİN TEMEL GÖSTERGELERİNDEN BİRİ’

HDP’li Muazzez Orhan Işık, Araştırma önergesinin gerekçesinde, KHK’ların hukuka aykırı çıkarıldığını, Türkiye’deki adaletsizlik sisteminin temel göstergelerinden biri haline geldiğini vurgulanarak, şunları söyledi:

“Hakkında her hangi bir iddia, iddianame, soruşturma, kovuşturma, yargılama, hüküm işlemi yapılmadan yüzbinlerle ifade edilen sayıda insanın savunması alınmadan, masuniyet karinesi ihlal edilerek temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesi çok büyük bir adaletsizlik ve hukuksuzluk sistemidir. Çalışma hakkı KHK’lerle hukuksuz bir şekilde elinden alınmış kişilere, yurtdışı çıkış yasağı, denetimli serbestlik ve adli kontrol uygulamaları, pasaport yasağı dahil birçok hak ve kamusal hizmet mahrumiyeti dayatılırken haklarındaki iddialar ortaya hukuki bir şekilde konulmamaktadır.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

dSözleşmeli öğretmenlik başvuruları başladı, KHK’lılara ekran bile açılmadı

dProf. Kaboğlu: KHK’lar dünya hukuk tarihinin en büyük katliamıdır

 

‘KAPSAMLI BİR RESMİ ÖZÜR VE TAZMİNAT PROGRAMI OLUŞTURULMALI’

Açığa çıkardığı hak ihlalleri ile Türkiye’deki KHK meselesi, başka birçok konu ile birlikte Türkiye’de adaletsizlik sisteminin temel göstergelerinden biri haline gelmiştir. OHAL döneminde olağan hukuka aykırı bir şekilde çıkarılan KHK’lerin, kalıcı sonuçlarının evrensel hukuka ve temel insan hakları mevzuatına aykırı olması nedeniyle hızlı bir şekilde ortadan kaldırılması gereklidir.”

Işık, ihraç edildiği halde hakkında bir yargı kararı verilmeyen kaç kişinin geçen 5 yıl içerisinde doğal nedenlerle, intihar ederek, iş kazası geçirerek veya başka bir şekilde yaşamını yitirdiğinin bilinmediğini de vurguladı:

‘HUKUK DEVLETİNİN GEREĞİ YERİNE GETİRİLMELİ’ 

“Ölmüş ve hakkında bir karar verilmemiş bu kişilerin haklarının korunmasına bir komisyon çalışması yürütülmesi, ailelerinden resmi olarak özür dilenmesi ve maruz kaldıkları hak ihlallerinin maddi ve manevi olarak tazmin edilmesi gerekmektedir. Bugüne kadar yaşamını yitirmiş yaklaşık 10 kişinin işe iade edildiği bilinmektedir. Bu kişilerin ve ailelerinin karşı karşıya kaldığı haksızlık ve zulüm için kapsamlı bir resmi özür ve tazminat programı oluşturulmalıdır. Her ne kadar yaşamını yitirmiş olan kişilerin ve ailelerinin zararları hiçbir şekilde tam olarak karşılanamaz ise de hukuk devletinin gereği yerine getirilmelidir.”