nost-

Dr. Selami Er: Türk yargısı artık etkili bir iç hukuk yolu değil

Kronos TV YouTube yayınında Anayasa Mahkemesi’nin son dönem kararlarını değerlendiren Eski AYM Raportörü Dr. Selami Er, 15 Temmuz’dan sonra ‘Sorumsuzluk’la ilgili yapılan tüm düzenlemelerin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu söyledi.

MEHMET ŞAHİN 08 Ekim 2021 VİDEO

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) mayıs ve haziran aylarında aldığı iki kararı Kronos TV Youtube yayınında ele alan Eski AYM Raportörü Dr. Selami Er önce bazı maddeleri iptal edilen bir düzenlemenin içeriğine dikkat çekti. KHK’liler 15 Temmuz sonrasında sadece işlerinden çıkarılmadılar, başka mağduriyetlere de muhatap kılındılar. Bunların bir kısmı benzer Kanun Hükmünde Kararnamelere yahut da adli, idari soruşturmalara dayanıyor, bir kısmıysa tamamen keyfi. İşte bu düzenlemeye konu olan mevzu sosyal güvenlik haklarına ilişkin.” diyen Er şöyle konuştu:

“KHK’liler işten çıkarıldı tamam ama bazıları emeklilik sürelerini doldurmuşlardı ve emekli olmak için dilekçe verdiler. Ancak onların dilekçeleri kasten geciktirildi ve emeklilik işlemleri yapılmadı. Normalde bir ayda bilemediniz iki ayda bitirilecek bu işlemler bazen sekiz dokuz ay bazen bir yıla kadar uzatıldı. Yine emeklilik ikramiyesi talep ettiklerinde bunlar verilmedi veya kıdem tazminatı talep ettiklerinde yine verilmedi. İşte bu işlemleri tamamen keyfi biçimde ve kanunsuz olarak yapmayan, bilerek görevini ifa etmeyen bu kamu personeli için de bu düzenleme bir koruma getiriyor.” açıklamasında bulunan Er şöyle devam etti:

“Bundan önce de benzer koruyucu düzenlemeler getirilmişti, tamamen sorumsuzluk öngören. Darbe girişimini bastırmaya katılan sivillerin de tüm sorumluluklarını gideren bir düzenleme yapılmıştı. Ama buradaki sosyal güvenlik haklarıyla ilgili… Dolayısıyla bu iptale konu olan düzenleme doğrudan KHK’lilerin haklarıyla ilgili değil. KHK’lilerin sosyal güvenlik hakları konusunda işlem yapmayan ya da onları zarara uğratan işlemleri gerçekleştiren kamu personelini korumayı amaçlayan bir düzenleme. Peki Mahkeme ne dedi? Mahkeme bu fıkranın tamamını değil, sadece burada ‘Milli Güvenlik Kurulunca’, ‘hukuki’ ve ‘mâli’ ifadelerini iptal etti. Bu ne anlama geliyor? Mahkeme bu iptali gerçekleştirirken iki şeye dayandı. Birincisi Anayasanın 118. Maddesi’ne. Bu, Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) ilişkin madde ve orada ‘MGK sadece tavsiye niteliğinde karar alabilir.’ denildiği için icraî nitelikte bir karar alamaz, dolayısıyla ‘MGK’nin böyle bir konuda görevi olamaz.’diyerek AYM iptal kararı verdi. İkinci olaraksa, ‘hukuki’ ve ‘mâli’ kelimelerini iptal etti. Burada da şuna dayanıyor, Anayasanın 129. Maddesi gereği kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken oluşan zararlardan doğan tazminat davaları kendilerine rücu edilmek kaydıyla kamu kurumları aleyhine açılabiliyor, doğrudan memurlar aleyhine bir dava açılamıyor. Burada da çok açık bir hüküm var ve Mahkeme buna dayanarak bu kelimeleri iptal etti. Ancak fıkranın tamamı iptal edilmediği için bu işlemleri kasten yapmayan, dolayısıyla KHK’lileri mağdur eden kamu personelinin cezai ve idari sorumluluğu için hâlen bu kalkan duruyor. Onlar aleyhine ceza davası bu mevzularla ilişkili olarak açılamıyor aynı zamanda idari soruşturma da yapılamıyor.”

“ANAYASA MAHKEMESİ KENARINDAN DOLANARAK BİR İPTAL KARARI VERDİ”

15 Temmuz sonrası ‘sorumsuzluk’la ilgili yapılan düzenlemelerin tamamının “Birçok Anayasa hükmünü ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin(AİHS) birçok maddesini ihlal eder nitelikte.” olduğunu vurgulayan Dr. Er, “Sadece sosyal güvenlik haklarıyla ya da Anayasa Mahkemesi’nin saydığı bir iki maddeyle ilgili değil… Anayasanın 36. ve 40. Maddeleri hak arama hürriyetini düzenliyor, bunlar AİHS’nin 6. Maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkına ve onun alt başlığı olan mahkeme erişim hakkına denk geliyor. Bunlara göre bir hukuk devletinde bir konuyla ilgili olarak dava açılamaz, bu konuda herhangi bir başvuru yolu yoktur, bu konuda şu kişiler tamamen sorumsuzdur gibi bir düzenleme yapılamaz. Sorumsuz bir kimse olamaz, herkesin belli bir ölçüde sorumluluğu vardır, kamu personeli de olsa, yaptığı iş çok önemli de olsa. Dolayısıyla bu tür düzenlemelerin aslına bakarsanız tamamı Anayasaya ve AİHS’ne aykırı düzenlemeler. Ancak AYM öyle bir iptal kararı verdi ki, ben bilinçli olduğunu düşünüyorum, iptal kararını anayasanın üçüncü kısmında yer alan devletin organlarıyla ilgili hükümlere dayandırdılar.” ifadelerini kullandı.

AYM’nin düzenlemeler hak arama hürriyetini ve mahkemeye erişim hakkını engellediği için de iptal kararı verebileceğini belirten Dr. Selami Er, “Eğer böyle bir gerekçe ortaya koyarsa sadece hukuki ve mali değil, cezai ve idari sorumlulukları da içerecek şekilde bir iptal kararı vermesi gerekirdi. Birincisi, bunun önüne geçiliyor, hala o kamu personelini idari ve cezai sorumluluk anlamında koruyor. İkincisi, bir temel hak ve hürriyete aykırı olduğu gerekçesiyle iptal ederse, bu kararı daha sonra bu konuda yapılacak başvurular önüne geldiğinde buna hayır demesi zor olacaktı AYM’nin. Bu şekilde kenarından dolanarak bir iptal kararı verdi. Eğer bilinçli olarak yapmıyorlarsa o daha kötü belki, o da zihniyet olarak hak ve hürriyetleri görmezden geldiğini gösteriyor.” şeklinde konuştu.

“AYM DAHİL, TÜRK YARGISININ ETKİLİ İÇ HUKUK YOLU OLMA ÖZELLİĞİ KALKMIŞ DURUMDA”

AYM’nin Eyüp Birinci’nin başvurusu üzerine verdiği karar için de, “Bu görmezden gelinseydi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden(AİHM) yüzde yüz çok daha ağır, çok daha sert bir karar çıkacaktı. Karar güzel ancak yeterince cesur verilmiş bir karar değil.” diyen Er şu değerlendirmede bulundu:

“Devletin işkenceyle ilgili pozitif ve negatif yükümlülükleri var. Pozitif yükümlülükler gereği bir işkence iddiası olduğunda devletin bunu etkili bir şekilde soruşturması gerekir. Negatif yükümlülükler gereği de bunu yaptırmaması gerekir. Bir hukuk devletinde işkence olmaz, olmamalı, devlet bunun önüne geçmelidir. Mahkeme burada ‘İşkence vardır ve devlet bunun önüne geçememiştir.’ demiyor, ‘Bu iddia etkili bir şekilde incelenememiştir.’ diyor. Halbuki eldeki veriler değerlendirildiğinde işkence vardır da diyebilirdi ama tabii bu konjonktürde zor. Konjonktürün şu an çok ciddi bir etkisi var yargı sisteminin tamamı üzerinde maalesef, bunu kabul etmek lazım. Hatta bence AYM dahil, Türk yargısının belli alanlarda etkili iç hukuk yolu olma özelliği kalkmış durumda. Cemaat soruşturmaları ve bazı Kürt meselesi soruşturmalarında etkili iç hukuk yolu olma özelliği kalkmış durumda, çünkü vereceği karar baştan belli.”

Son dönem Anayasa Mahkemesi kararları üzerinden yapılan yorumlara da değinen Eski Raportör Dr. Selami Er, “İptal edilen KHK hükümlerine baktığımızda KHK’liler için evet basına yansıdığı zaman güzel haber oluyor ve bazı naif ifadelerle AYM güzellemesi yapanlar görüyoruz sosyal medyada. Ancak bu kararların KHK’lilerin dertlerine deva olacak bir niteliği yok.” dedi.