Yaşayan insan hazinesi: Nurten Öztürk

Köy Enstitüsü mezunu ve bütün hayatını eğitime adamış öğretmen bir babanın, biyoloji öğretmeni kızı Nurten Öztürk. 68’in deli dolu ama alabildiğine idealist kuşağından. Hani şu dünyayı değiştirebileceğine inanan ve bunun için mücadele eden, bedel ödeyen nesil.

BAHADIR POLAT 10 Ekim 2021 PORTRE

Anadolu’da karayoluyla sık seyahat edenler bilir; dinlenme tesislerinde, benzin istasyonlarında temiz tuvalet bulmak zordur. Hassasiyetiniz varsa epey seçici olmak zorundasınızdır. Ben de temiz tuvalete çok önem verenlerden olduğumdan, Opet’in “temiz tuvalet” kampanyasını duyduğumda hem şaşırmış hem de sevinmiştim. Nitekim daha sonraki yolculuklarımda ihtiyaç molaları için hep Opet’i tercih ettim ve istisnasız her istasyonda tuvaletler pırıl pırıldı. Kampanya lafta kalmamış ve amacına ulaşmıştı. Bu işin arkasında kim var diye araştırdığımda tanıdım o sıra dışı girişimciyi: Nurten Öztürk.

Eski bir öğretmenin, yine kendi gibi öğretmen olan eşiyle çıktığı yolculuğun hikâyesiydi bu. Halen, Türkiye’nin en büyük akaryakıt dağıtım şirketi OPET’in yönetim kurulu üyesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk’ün öyküsü. Köy Enstitüsü mezunu ve bütün hayatını eğitime adamış öğretmen bir babanın, biyoloji öğretmeni kızı o. 68’in deli dolu ama alabildiğine idealist kuşağından. Hani şu dünyayı değiştirebileceğine inanan ve bunun için mücadele eden, bedel ödeyen nesil. Nurten Hanım, belki dünyayı değiştirememiş ama kendi dünyasını değiştirmiş ve böylelikle binlerce insanın hayatına dokunmuş, işini büyütürken ülkesinin meselelerine de el atmış, kendi projeleriyle çözüm üretmiş. Onun yaptıklarını, projelerini anlatmadan önce hayatına daha yakından bakalım.

Opet Yönetim Kurulu Kurucu Başkanı Fikret Öztürk ve Opet Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk

Hayata atılırken rol modeli babasıdır. Onun gibi öğretmen olabilmek için önce Çapa Yüksek Öğretmen Okuluna gider. Oradan da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesine. Fakültede okurken hayat arkadaşı Fikret Bey ile tanışır. Öğrenci olaylarının üniversiteleri kasıp kavurduğu zor zamanlardır. İkisi de dört yıllık fakülteyi üç yılda bitirirler ve mezuniyetin ardından evlenirler. İkisinin de ilk görev yeri Akşehir Öğretmen Okulu’dur. Daha sonra farklı şehirlerde çalışırlar. Aile birleşimi Mersin’de sağlanır. Akdeniz’in bu güzel kentinde bir süre çalışan Fikret Bey iş hayatına atılmak için öğretmenlikten ayrılır. Madeni yağ sektörüne girerek kendi işyerini açar. İşler iyi gider ve dört yıl sonra eşini de kendisine yardımcı olması için girişimci olmaya davet eder. Nurten Hanım için bu zor bir karardır. Bir yanda çok sevdiği öğretmenlik mesleği, diğer yanda çok daha geniş fırsatlar barındıran iş hayatı… Sonunda kararını verir. 13 yıllık öğretmenlik hayatını sonlandırarak eşinin işyerinde çalışmaya başlar. Fikret Bey’in eşinden tek isteği kasada durması ve para akışını kontrol etmesidir. Sadece madeni yağ satılan bir işyerinde zaten bir kadın başka ne yağabilir ki! Ancak hikâye çok farklı gelişecektir. Zira Nurten Hanım, eğitimci kimliğinin yansıması olan idealizmi ve becerilerini kısa sürede iş hayatına taşıyacaktır. Elbette kasada durmakla yetinmez. Kadının olduğu bir işyerinde ilk olması gereken tahmin edileceği gibi temizlik ve düzendir.

Nurten Hanım kasada otururken madeni yağ tenekeleri yığılı işyerini ve müşteri davranışlarını gözlemlemeye başlar. Kısa sürede müşterilerin sadece temiz tenekeleri aldığının fark eder. Kadın detaycılığının ilk keşfi… Hemen duruma müdahale ederek üzeri tozlanmış, yağlanmış bütün ürünleri temizletir. Onun temizlettirdiği tenekeleri müşteri satın alır. Buna rağmen müşteriye kendini kabul ettirmesi kolay olmaz. Öyle ya, bundan kırk yıl öncesinden bahsediyoruz. Anadolu’nun bir köşesinde, tamamen erkekleri ilgilendiren bir madeni yağ işinde genç bir kadının ne işi olabilir ki! Nitekim müşteri uzun süre onunla muhatap olmak istemez. Ancak Nurten Hanım öğretmendir, insan ilişkileri onun işidir ve pes etmeye hiç niyeti yoktur. İşine hakimiyeti ve ciddiyeti ile kendini kabul ettirmeyi başarır. Müşteriye güven verdiği için söylediği fiyatlar sorgulanmadan kabul edilir. Fikret Öztürk sadece yazarkasada oturacak güvenilir bir yardımcı Öztürk çifti on yıl içinde madeni yağ işine, akaryakıt bayiliğini de ekler ve Mersin’de on yedi istasyona ulaşırlar. Artık gözleri İstanbul piyasasındadır.

Opet Petrolcülük A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk

Önce deneme yaparlar ve İstanbul’da bir akaryakıt istasyonu kiralarlar. Kira ücreti çok yüksek olduğu için sektörde alay konusu bile olurlar. Ancak o ilk istasyon üç ay içinde kâra geçer. Bunda yine Nurten Hoca’nın kadın dokunuşunun etkisi vardır. O deneyimi şöyle anlatıyor: “Daha önce akaryakıt istasyonlarında sadece araca hizmet anlayışı vardı. Biz insana hizmet anlayışını getirdik, hizmet kalitesi arttı, müşteri istasyonda kendini daha mutlu hissetti ve bu da kazanca yansıdı.”

Ticaretin en temel ilkelerinden biridir aslında bu. Sen önce müşteriyi memnun et, kâr ondan sonra zaten gelecektir. İstanbul gibi en önemli pazarda tutunabileceklerini gören Öztürk çifti, 1992’de kendi markalarını kurmaya karar verirler. Öztürk’ün Ö’sündeki noktaları atarak, OPET’i kurarlar. Şirket merkezi de artık İstanbul’dur. Markalaşma yolculuğunda Nurten Hanım, insana dokunan kaliteli hizmet anlayışından hiç taviz vermez, hatta bu anlayışı daha da geliştirir. OPET artık ülkenin en büyük akaryakıt dağıtım markalarından biridir. Bu başarıları Koç grubunun da ilgisini çeker. Onlardan gelen yüzde 50, yüzde 50 ortaklık teklifini kabul ederler. Nurten Hanım halen şirketin kurucu yönetim kurulu üyeliği görevine devam ediyor. Buna karşılık mesaisinin önemli bir bölümünü sosyal medya projelerine ayırıyor. Zira o kendini hâlâ Nurten Hoca olarak görüyor. Fiilen yapamasa da öğretmenlik, topluma kendi çapında ışık olabilmek, onun için bir yaşam stili.

Hikâyenin girişinde anlattığım “Temiz Tuvalet Kampanyası” ise en önem verdiği sosyal projesi. Bu kapsamda şu ana kadar Türkiye’nin her bölgesinden tam yedi buçuk milyon kişiye seminer vermiş. Tuvaleti temiz kullanmanın semineri mi olurmuş demeyin, Nurten Hanım’ın aldığı pozitif neticeler bu işin gerekliliğini ortaya koyuyor. Ona göre bu konu sadece akaryakıt istasyonlarının meselesi değil. İnsanların ortak kullandığı bütün mekânlarda temiz tuvalet bilincini yaymak gerekiyor.

Nurten Öztürk’ün çok önem verdiği ikinci çalışması, Çanakkale’de gerçekleştirdiği “Tarihe Saygı” projesi. Türk tarihinin en kanlı savunma savaşının yaşandığı tarihi yarımadayı, eşiyle ziyaret eden Nurten Hanım, gördüğü manzaraya çok üzülür. 250 bin şehidin hatırasını taşıyan yapılar bakımsız, yarımadadaki köyler harap haldedir. Hemen harekete geçer ve “Tarihe Saygı” projesini başlatır. Tarihi yapıları restore ettirmekle yetinmez. Hayata geçirdiği sosyal projelerin topluma mâl olmasını çok önemsediği için, işin içine köyleri ve köylüleri de katar. Yarımadadaki bütün köylerdeki eski yapılar aslına uygun restore edilir. Köylünün kendi atalarının hatıralarına sahip çıkması sağlanır. Proje sayesinde Gelibolu yarımadası artık bir tür açık hava müzesi görünümündedir.

Türkiye’nin en başarılı kadın girişimcilerinden biri olarak onun, kendi hemcinsleriyle ilgili bir proje yapmaması düşünülemezdi elbette. Nitekim “Kadın Gücü” projesini devreye sokar. Fikrin sahibi kızı Filiz Öztürk’tür. Filiz ve Nurten Öztürk, “Kadın Gücü” ile her istasyonda en az iki kadının istihdamını hedefler. Tabii bu hiç de kolay değildir. Zira şirketin iş ortağı konumundaki bayilerin de desteği şarttır. Nitekim bekledikleri gibi, pek çok bayi bu işe sıcak bakmaz. “Bu ülke bunu kaldırmaz,” diyenler bile olur. Elbette ana kız geri adım atmaz. Projenin önemini anlatırlar iş ortaklarına. Nitekim kısa sürede 77 ildeki istasyonlarda kadın çalışan sayısı 3 bini bulur. Kadın çalışanların oranı yüzde 16’ya ulaşır.

Başlangıç da bu ve direnen bayiler de sonuçtan memnun elbette. Zira Nurten Hanım’ın verdiği bilgiye göre kadın istihdamı istasyonların kârını artırıyor.

İş hayatındaki bütün başarılarına rağmen Nurten Öztürk kendini hâlâ öğretmen olarak tanımlıyor. Girişimciliği de o heyecanla yapıyor. Onun yaşam felsefesi kendi işini büyütürken içinden çıktığı topluma da değer katabilmek. Hemcinslerinin iş hayatı ve ekonomiye katılımına ise özel önem veriyor. “Ben kadınların büyük bir ekonomik güç oluşturduğuna inanıyorum. Modern çağ, erkeklerin çağıydı, post-modern çağ ise kadınların çağı olacak,” diyecek kadar da kadınlara güveniyor. Nurten Hanım’a göre eğitimli kadın, sağlıklı toplumun ilk adımı.
Nurten Öztürk, bir kadın girişimciden çok daha fazlası. Sadece girişimciliğin değil, sosyal girişimciliğin de rol modeli olmayı başarmış. Aslında onu en iyi anlatan cümleyi başta kullandık; yaşayan insan hazinesi.

FOTOĞRAFÇILIK TUTKUSU

Nurten Öztürk iş dışındaki zamanlarında spor yapıyor, şiir yazıyor ve fotoğraf çekiyor. Fotoğraf tutkusunu profesyonel hale getirmek adına epey mesafe almış. Fizyogram fotoğraflarından oluşan Spectrum adlı bir fotoğraf kitabı var. Pandemi döneminde hazırladığı; gezi-doğa ve insan hayvan fotoğraflarının bir araya geldiği ORBİS ile bitki ve hayvan fotoğraflarından oluşan ORBİT adlı kitapları da yakında piyasaya çıkacak. Fotoğrafın büyüsüne inanan Nurten Hanım, şimdiye kadar 100 bine yakın fotoğraf çekmiş.